Antimousepad!
  • Belgelik

    Yazılar aylık paketlere göre poşetlenmiştir.
  • İstediğiniz yazıya ulaşmak için arama yapabilirsiniz.
1500 çocuk kardeşini bekliyor! Siz de Kardeşini Seç kampanyasına katılın, sevginizi bağışlayın. Yardım değil, hediye yollayın. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.
ANTIMOUSEPAD

Geçtiğimiz yaz — Yeni Bosna’daki peronlarda, durağında, hemen tabelasının altında, bir halk otobüsü bekliyorum. Bi’ 15-20 dakika bekledim sanırım. Otobüs ortalarda yok, normalde çoktan gelmiş olması gerekirdi. Bir ara başımı kaldırdım, bi baktım, bizimki kaptırmış gidiyor; durağa uğramadan! Neyse ki, yola çıkmadan önce çıkışta ışıklar var, koştum yakaladım kırmızı ışıkta, vurdum kapıya; açmadı! Gerekçesi: Kurallara göre ışıklarda yolcu almak yasakmış. Öyle bağırıyor bana içeriden, kapıyı da açmadan ama. Lan sayın geri zekalı varlık! Sen durağından yolcuları aldın mı ki, şimdi böyle bir şey söyleyebiliyorsun! Yapman gereken asıl şeyi yap önce, sonra yapmaman gerekenleri düşün.

Bugün — Ders seçimlerimi yaptım, bir proje ve beş ders; baktım, üç günüm boş. Son sınıftayım zaten. Sonraki dönemime baktım sadece üç dersim var, bir de bitirme projesi. Normal dönem gerekliliklerinin dışında fazladan bir ders alabiliyor öğrenci, kurallara göre. Not ortalamam nedeniyle benim iki tane alma hakkım var, yine kurallara göre. Bu döneme ait beş dersimi seçtim. Bir tane daha alabilirim zaten, iki tane de fazladan alma hakkım var, sonraki dönem de tam üç dersim var. Süper! Aldım o üç dersi de. Toplam sekiz ders. Hiçbir çakışma, sorun vs. yok. Geriye kaldı bu döneme ve gelecek döneme ait iki proje dersi. Proje dersleri hakkında kısa bir bilgi: Kredili ve şart olmasına rağmen hafta içinde ders programında yer teşkil eden bir ders değildir. Dönem ortalamasında bir toplantı yapılır, dönem sonunda proje teslim edilir. Kısaca, bu durumumda herhangi bir sorun yaratamazlar ve kurallara göre, iki proje dersini aynı anda almak sorun teşkil etmez. Tamam dedim, zaten hakkım olarak iki döneme ait tüm dersleri alıyorum, bu iki proje dersini de almam sorun olmamalı, gidip başvurayım. Yanıtı tahmin etmekte zorlanan var mı? Neymiş? Kurallar varmış. Kredi limitini geçemez mişim. Neden? çünkü, o zaman okulumu erken bitirirm, üstüne bir de okul masraflarından kurtulurum, olur mu hiç öyle şey?! Kurallara uymamazlık olur mu? Ama aynı okul yönetimi sonradan ders saatleriyle oynayıp aynı saatte 3 adet (yazıyla üç) dersi çakıştırmayı biliyor. Üstelik bunu öğle tatilinde bile yapabiliyor. Benim okulum kurallara uyuyor!

Gelecekte herhangi bir gün — Benzer bir sorun çıkacak. Adım gibi eminim. Çünkü bu ülkede, ben doğduğumdan beri, ben ölene kadar da devam edeceği gibi, kurallara uyulması gerekildiği zaman kimse uymaz; üzerinde oynanaması, istisnalar yapılması gerektiği zaman herkes kuralcı kesilir!

Bu yazı blockedmind tarafından 19 February 2008 tarihinde takriben 23:20'de sosyal, eleştiri kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar 3 yorum yapılmış. Canınız çekerse yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya bu yazıyı e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 5/5 puan, 8 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl

Teknolojinin basitleşmesi, internetten alışverişin güven ve hız kazanmasıyla birlikte sanal mağazacılıktan uzak, neredeyse toptancı mantığıyla hareket eden ve ne kadar kazıklasam o kadar kardır zihniyetiyle iş yapan e-ticaret tüccarları ortalıkta boy göstermeye başladı. Bunlardan birçoğu distribütörlerle alakasız, beşe alıp altıya satıp kar etme niyetinde, bir nevi e-esnaf. Bir esnaf neden tercih edilir? Ya tanıdıktır (güvenilir), ya yakındır (kısa mesafe) ya da ucuzdur. Yakınlık ve tanıdıklık, internet gibi bir alemde pek manalı kavramlar olmadığı için, bu e-dükkanları tek tercih sebebi ucuzluk oluyor. Fakat ucuz olması nedeniyle tercih edilen bu yerler bazen ya karın ağrısı yapıyor ya da işin astarı yüzünden pahalıya çıkıyor.

If you’ve found this page through a search engine and thinking of shopping from Burning Airlines. I do not recommend it! Keep away from them!

Üç dört ay önce, birkaç t-shirt satın almak istedim. Sevdiğim müzik gruplarına ve filmlere ait bu ürünleri Türkiye’de bulamadım. İnternetten satın alabileceğin birkaç siteyi araştırmaya başladım. Kimisini fiyatlarından eledim, kimisini sitenin verdiği güvensizlik hissinden… En sonunda bir tanesine güvenip, kredi kartı yoluyla sipariş verdim. Bana dönülen cevapta (ki bu iyi huylusu; en azından cevap atıyor) kredi kartı bilgilerim ile girmiş olduğum adres bilgisinin örtüşmediğini ve Türkiye’ye ürün göndermediklerini yazdılar. Türkiye’ye göndermiyorlarsa neden ücreti çekmeyi denediklerini ya da ben bilgileri yazarken bir hata yaptıysam neden düzeltmemi istemek yerine Türkiye’yi bahane ettiklerini anlayamadım. Herhalde, Türkiye’den daha önce sahte kredi kartı kullanımına rast geldiler diye düşündüm. Başka bir tanesi, baskıda bir sorun olduğunu söyleyip, 1 ay siparişimi ertelediler, sonunda ben iptal ettim. Büyük bir inatla bu sefer Burning Airlines adlı siteden sipariş verdim. Gerek kargonun süresini azaltmak, gerek “Türkiye’ye gönderemiyoruz” gibi bir cümle ile karşılaşmamak, gerekse gümrükle ilgili sorun yaşamamak için İngiltere’de eğitim gören bir arkadaşımın adresini kullanmaya karar verdim. Kendisi yılbaşında noel tatili nedeniyle Türkiye geldiğinde bana getirebileceğini söyledi. Ödemeyi Paypal aracılığı ile Türkiye’deki adresimi kullanarak gerçekleştirdim. Siparişi verdiğimizde Kasım ayındaydık. Sipariş takip durumunda uzun bir süre bir gelişme olmayınca, yetkillere bir e-posta gönderdim. Kendilerinin de ürünü beklediklerini, ellerine geçer geçmez göndereceklerini söylediler. Peki deyip, arkadaşımın noel ile ilgili durumunu kendilerine izah ettim. İki gün sonra aldığım cevapta bu konuda dikkatli olacaklarını gerekirse ekspres kargo ile gönderim yapacaklarını belirttiler ama henüz bir gelişme yoktu. Uzun bir süre beklettikten sonra, kasıtlı bir şaka gibi tam noel öncesi son dakikada kargo Amerika’dan gönderildi. Tabi bu sırada arkadaşım Türkiye’ye geldi. Noel bittikten sonra, arkadaşım İngiltere’ye dönerken Amerikan Posta Servisi’nin takip sayfasında paketin Amerika’yı terk ettiği bilgisi yazılmış durumdaydı. Arkadaşım dönünce her ihtimale karşı posta servisini araştırdı ama bir sonuç elde edemedi, gelen kargo yoktu. Gönderdiğim e-postalara karşılık paketinde her an elimize ulaşabileceği söylediler. 11 Ocak’ta ise takip sayfasında beni şok eden bilgiyi gördüm. “Paket Türkiye’ye varmıştır”. Türkiye mi?! Evet, kendileri kargoyu çok şık(!) bir hareketle Türkiye’ye göndermişlerdi. PTT’nin de kıvrak manevraları(!) sonucu paket ancak birkaç gün önce elime ulaşabildi, ve ikinci şok!: Ürünler eksik… Ben 12 adet ürün için sipariş vermiştim ve bu 12 parça ürünün ücretini kargo bedeli ile birlikte benden aldılar. Ama sadece 6 ürün gönderildi. Hemen kendilerine bir e-posta gönderdim. Doğal olarak bir cevap ver(e)mediler. Şimdi Paypal ile iletişime geçiyorum. Paypal bu konuda genelde tüketicinin yanında olan bir politika izliyor. Zaten Burning Airlines’ın bana gönderdiği faturadaki ücret ile benim onlara gönderdiği ücret arasındaki fark bariz bir şekilde ortada. Aradaki farkı büyük ihtimalle geri iade edeceklerdir. Ama tüm bu uğraşıya değer mi?

Geçenlerde Mert de internetten yaptığı bir alışverişte farklı bir sorun yaşamış ve başından geçenleri blogunda dile getirmiş.

Peki biz e-ticaret konusunda neye dayanarak alışveriş yapacağız? Neye, kime, nasıl güveneceğiz? Görülüyor ki, sağlıklı bir alışveriş için kredi kartımın 128-bit ile şifrelenmesi yetmiyor. E-ticaret konusunda nasıl bir standart getirilmeli? Satış yapan mağazalar nasıl kontrol altına alınmalı? Web, 2.0′dan 3.0′lara koşsun, e-ticaret hala eh-ticaret.

Bu yazı blockedmind tarafından 29 January 2008 tarihinde takriben 19:23'de internet, eleştiri kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar 5 yorum yapılmış. Canınız çekerse yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya bu yazıyı e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 5/5 puan, 3 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl

Bilinçaltımın yaratıcılığına, Puscifer’e, hoş geldiniz. Kafamda 24 saat devam eden partiye hoş geldiniz. Hiçbir kılıfa uymayan düşüncelerimin adasına hoş geldiniz. Kimliğimin, egomun ve ruhumun kurabiye tariflerini değiş tokuş etmek için bir araya geldiği yere… Burası keskin sınırları olmayan bir alan. Fark edilir ve belirgin bir amacı yok. Şişirilmiş beklentilerinizi kapıda bırakın. Çünkü burası kafamdaki değişik seslerin oyun alanı. Gelin bizimle oynayın.

Maynard James Keenan, böyle karşılıyor Puscifer misafirlerini.

Puscifer - V Is For Vagina

Tool ve A Perfect Circle‘dan tanıdığımız Maynard James Keenan, kendine yeni bir kitle daha yaratıyor. Puscifer’in albümü V is for Vagina bugün çıktı. Bu projede sansürden ilham aldığını belirten Keenan, albüm ismi için de “C is for Chinese Democracy alınmıştı, başka ne isim olabilirdi ki?” diyor.

Genel tarzı industrial rock olarak değerlendirilebilecek bu albümde Keenan geniş bir kadro ile çalışmış. Mat Mitchell, Tim Alexander, Jonny Polonski, Danny Lohner, Josh Eustis, Gil & Rani Sharone, Lustmord, Laura Milligan, Ainjel Emme, Meats Meier, Evil Joe Baressi, Trey Gunn, Milla Jovovich, Lisa Germano, Tim Cadiente, Ford Englerth, Jeffrey Brooks, Micah, Eddie McClintock, Joe Nagy, Satan’s Muse albümde emeği geçenler arasında yer alıyor…

Puscifer Entertainment bandroluyla piyasaya sürülen albümün pazarlama ve promosyon çalışmaları için de oluşturulan bir “sokak takımından” yardım isteniyor. Aklına geleni dinleyiciden esirgemeyen Maynard Keenan’ın her projesi felsefe ve tarzıyla gizli bir tarikat niteliğinde takipçi kitlesi oluşturmakta, bakalım kendi ayakları üstünde durmaya çalışan Puscifer bu konuda nasıl bir şekil alacak…

Albümün ilk video klibi ise Queen B. için çekildi. Klipte, aynı zamanda Puscifer’in simgesi haline gelen Queen B.’leri bir satranç oyununda görüyoruz. Yalnız, benim dikkatimi çeken ufak bir nokta var: Satrançta oyuna beyaz taraf başlamaz mıydı?

İlgilenenlere, ayrıntılı bilgi için:

Bu yazı blockedmind tarafından 30 October 2007 tarihinde takriben 16:19'de müzik, tanıtım kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar hiç yorum yapılmamış. Canınız çekerse yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya bu yazıyı e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 4.4/5 puan, 5 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl

Garanti‘nin Temmuz ayında, dünyanın lider temassız mikroişlemcili akıllı kart üreticisi On Track Innovations Ltd. (OTI) ile anlaştığı ve MasterCard‘ın PayPass (Öde-Geç) teknolojisini kullanan öde-geç kartları, akıllı sticker’lar, anahtarlıklar ve saatler üreteceğini duyurulmuştu.

Hemen ardından televizyonlarda eğlenceli Bonus Trink! reklamı dönmeye başladı. Bu reklamda Avrupa’nın ilk kredi kartı özellikli kol saati Bonus Trink Saat tanıtılıyordu. Herkesin ilgisini çeken bu teknoloji ve ürün, tek model bir saat olduğundan ve herkesin kafasında bu saat için gerekli özel okuyucunun günlük alışverişini yaptığı yerde olup olmayacağı sorusu oluşturduğundan, konuşulduğu kadar rağbet görmedi.

Bonus Trink! Garanti'den...

Şimdi Garanti, Bonus Trink Sticker ve Bonus Trink Anahtarlık’ı Bonus Card kullanıcılarının kullanımına sundu. Saat ile kıyaslandığında çok daha kullanışlı gözüken bu ürünler hemen bir “Ya kaybolursa?” endişesi yarattı. Garanti, kaybolma tehlikesine karşı kasıtlı olarak anahtarlık, saat gibi kaybolması kolay kolay mümkün olmayan ürünleri ürünleri seçse de yeni teknoloji her zaman endişe ve önyargıyı beraberinde getiriyor. Sanırım böyle durumlarda ürünün daha detaylı olarak tanıtılması gerekiyor.

Örneğin, Bonus Trink ürünleriyle yapacağınız öde-geç işlemleri sadece 35YTL’ye kadar olan alışverişleriniz için geçerli. Bu limiti aşmanız takdirde, yine alışveriş slibine imza atmanız gerekiyor, bir bakıma Trink normal bir kredi kartı muamelesi görüyor. Bir başka deyişle, herhangi bir çalınma durumunda, siz saatinizi kaybettiğinizi fark edene kadar, hırsız evini döşeyemiyor. Yani, Trink’in güvenlik konusunda normal bir kredi kartına göre herhangi bir dezavantajı yok.

Gerekli olan MasterCard PayPass okuyucular Burger King, Cine Bonus ve Starbucks‘lardaki 400’ü aşkın noktada bulunuyor. Üstelik Bonus Trink’ler isteğinize göre kullanmakta olduğunuz mevcut Bonus Card ve Bonus Trink Card’dan farklı 16 haneli bir kart numarası kullanıyor. Aynı kredi kartı numarasını kullanmanız durumunda, Trink! okuyucusu olmayan bir mağazada yapmanız gereken tek şey cüzdanınızdan Bonus Trink Card’ınızı çıkarmak.

Garanti’yi bu konudaki öncülüğü bakımından tebrik etmek gerekiyor. Sanırım, şu durumda okuyucusu bulunan mağaza sayısının artırılması ve bunun duyurulması en önemli nokta.

Hep hayalini kurduğumuz, tüm kimlik ve banka kartları yerine parmak izi uygulamasına adım adım yaklaşıyoruz.

Not: Arayanlar, öğrenmek isteyenler varsa diye; Bonus Trink!’ın reklam müziği: Baha Men - Who Let The Dogs Out

Bu yazı blockedmind tarafından 18 September 2007 tarihinde takriben 19:17'de tanıtım, iş dünyası kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar 1 yorum yapılmış. Canınız çekerse yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya bu yazıyı e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 4.33/5 puan, 6 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl

MP3 arşivimin dur durak bilmeden genişlemesinden ötürü ezelden beridir hard disk sorunu çekerim. Arşivin boyutu insanlık dışı boyutlara ulaştığı için artık “harici” sonuçlar da yetersiz kalmaya başlamıştı. Ben de 6 bağımsız SATA çıkışı bulunan anakartımın avantajlarından faydalanmaya karar verip, “içeridekilerin” sayısını daha da artırmaya karar verdim. Ama müzik konusunda o kadar abartmış durumdayım ki, bunu bile yaparken içinde 130GB DivX konser arşivi bulunan ikinci el bir hard disk alarak kendimi daha da sıkıştırdım. Makinanım da senelik temizlik ve format zamanı gelmişti zaten (bir Windows klasiği)… Ben de genel bir düzenleme yapayım dedim.

Yedeklerimizi aldık, videoların bir bölümünü dvd’lere yazdık, dosyaları yeni düzendeki yerlerine taşıdık, biçimlendirme işlemlerini tamamladık.

Her zaman hard diski bölerek, C: olarak adlandırdığımız genelde işletim sisteminin kurulu olduğu diske sadece işletim sistemini ve donanım sürücülerini kurarım. Belgelerim gibi klasörlerden uzak durup, diğer sürücülerde kendime has klasör düzeni oluştururum. Böylece yeni bir format durumunda c:’ye yeni sistemi kurar, aynen devam ederim. Diğer yandan, Windows kayıtlarının güncel olması, kullanılabilirlik açısından bir sorun çıkmaması ve bahaneyle yeni sürümlerini edinmek için, diğer sürücülerden birinde yer alann programlarımı yeniden kurarım. Yine öyle yaptım. Bu arada, bilgisayarımın benim açımdan işlemsel bir hale gelmesi için gereken demirbaş programların listesini çıkardım.

Windows

  • Windows XP Service Pack 2: Unutmadan, ilk iş olarak.
  • Zune Theme: Bir siyah aşığı olarak Windows XP’yi herhangi bir başka yazılıma ihtiyaç duymadan Microsoft’un yayınladığı bir tema paketini kullanarak siyaha boyayabilirsiniz.

Müzik/Ses

  • Foobar2000: Sürekli müzik dinleyen biriyseniz, kullandığınız müzik dinleme aracında kullanışlılık ve sistem yükü sizin için en önemli faktördür. Hafifliği ve geliştirilmeye müsait yapısı ile Foobar2000 bu konuda vazgeçilmez.
  • Last.fm: Müzik zevkinizi takip etmek ve dinlediğiniz müziği paylaşmak için.
  • Audacity: Ses kesme, biçme, düzenleme…
  • Guitar Pro 5: Hiçbir diğer özelliğini kullanmasanız bile, internetteki bazı tab dosyalarını görüntüleyebilmek için bu programa ihtiyacınız var.
  • Guitar Rig 2: Bilgisayarınızı hem processor hem amfi olarak kullanın. Tek yapmanız gereken ses kartınızın input girişinden gitarınızı bağlamak. Efektleri gerçekten başarılı. Sınırsız kullanabilmek ve efektler ile birlikte kayıt yapabilmek için kayıt etmeniz gerekmekte.
  • FruityLoops: Ben henüz tam çözemedim ama bilgisayar kullanarak müzik üretmek ve profesyonel düzenlemeler yapmak istiyorsanız, başvuracağınız kapı burası.
  • WinBağlama: Tamam, bu demişbaş sayılmaz aslında ama alelem bilgisayarda müzik yapma programı yapar da Türk’ler yapmaz mı.

Web/Grafik

  • Adobe CS3 Serisi: Dreamweaver, Fireworks, Photoshop, Flash, Flex… Her türlü web ve fotoğraf işleri için gerekli olan yazılım serisi.
  • Wamp Server: Apache, PHP ve MySQL hepsi bir arada. Piyasada benzeri birkaç paket olsa da, Wamp Server aralarında en kullanışlı olanı.
  • Navicat: MySQL uygulamaları geliştirmek ve veri tabanı işlemleri için biçilmiş kaftan, mucize.
  • AceFTP Pro: FTP istemcisi. Ücretsiz sürümü de mevcut.

Araçlar

  • WinRAR ve AlZip: WinRAR sıkıştırma işlemleri ve sıkıştırılmış işlemler için olmazsa olmaz bir araç. AlZip ise her türlü sıkıştırılmış dosya formatını ve özellikle ISO dosyalarını açabilmesi ile gönlümüzde taht kurmuş bir yazılım.
  • NotePad++: Notepad bir klasik olsa bile yetersiz kaldığı durumlar olabiliyor. Bu durumda NotePad++ hemen yardımınıza koşuyor. Ayrıca yazılım geliştirenler için de oldukça avantajlı yönleri var.
  • EditPad Pro: Metin dosyalarının karakter kodlamasıyla oynamak için.
  • Plaxo: Adres defterinizi internette saklayabilirsiniz. Artık birçok yazılım ve komüniteyle uyumlu çalışıyor.
  • AlShow: Bunu yeni deniyorum. Kendisi vaad ettiği işleri becerebiliyorsa önceden kullandığım VLC Player ve BS Player‘ın yerini alacak.
  • AoA MP4: Video dönüştürücü. Farklı formatlara istediğiniz kalitede geçiş.
  • Nero Express: CD, DVD, … Her türlü cd pişirme işlemleri için.
  • VMWare: Bilgisayarınız üzerinde sanal bir makina kurup başka aynı anda bir işletim sistemi daha çalıştırabilir, sunucu olarak kullanabilirsiniz.

Dosya İndirme/Paylaşım

  • Free Download Manager: Her ne kadar internet tarayıcılarının içine gömülü dosya indirme yöneticileri çıktığından beri bu tür programlara rağbet azalsa da bazen bir sayfadaki bütün mp3′leri indirmek gibi amaçlar için başka bir araca ihtiyacınız var.
  • uTorrent: Torrent dosyalarını inceleyip, kullanışlı arabirimi ile kolayca indirebilirsiniz.
  • LimeWire PRO: RapidShare çıktı mertlik bozuldu. Ama hala bazen gerekebiliyor. P2P dosya paylaşım programı.

Internet/Mesajlaşma

  • Firefox ve Opera: Tercih sizin. Hızı sevenler Opera’ya, eklentilerle tarayıcısını zenginleştirmekten hoşlananlar Firefox’a buyursun. Ben Internet Explorer ile birlikte, üçünü de kullanmak durumunda kalıyorum.
  • Google Talk, Windows Live Messenger ve Pidgin: İlk ikisi malumunuz, üçüncüsü ikisinin ve bir çoğunun daha yerine geçebilen bir araç.
  • mIRC: IRC’den kopamayanların vazgeçilmezi.

Güvenlik

  • CA Security Center: 5 yıldır bilgisayarımı Computer Associates güvencesiyle koruyorum. Anti-virus, Anti-Spyware, Personal Firewall ve Anti-Spam içeren paketin deneme sürümü mevcut.

Ofis Paketleri

  • Office 2007 ve OpenOffice.org: Neden ikisi birden? diyeceksiniz doğal olarak. E gerekiyor, diyeceğim ben de. Normal bir ev kullanıcısı OpenOffice ile dertsiz tasasız yaşayabilir ama hazırladığınız dokümanların gönderdiğiniz kişilerce de doğru görüntülenebileceğinden emin olmak istiyorsanız ve iş ilişkileri nedeniyle Outlook kullanmak durumundaysanız Microsoft Office’den kurtulmanın olanağı yok, Office 2007 ellerinizden öper.
Bu yazı blockedmind tarafından 6 September 2007 tarihinde takriben 00:06'de teknoloji, tanıtım kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar 3 yorum yapılmış. Canınız çekerse yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya bu yazıyı e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 4.83/5 puan, 6 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl
 
müesseseden...
değişken tavsiyeler last.fm haftalık
Last.fm Haftalık Müzik Listesi

bağlantılar kayırdırak
araçlar
ANTIMOUSEPAD by blockedmind