Dolaylı yollardan kulağımıza geldi. “Oleeeyy!” diye zıpladık. Ama bi kere dedik “oley”; çünkü çok dersek çok oley! olur, o zaman “çok yaşa” demek olur, ama kimse hapşurmadığı için saçma olur. Zaten bir de “çok sağ ol” diyen terbiyesizler var, hatta yaz desen “çok sağol” diye yazarlar o derece terbiyesizler, onlar da aslında “çok yaşa” demiş oluyor, farkında bile değiller, ya “sağ ol”dur ya da “çok teşekkürler”. Çok sağ ol da nesi?
Neyse, konu o değil. Konu şu:

Evet, kulağımıza bu geldi. Hemen atladık kanaltürk‘ün sayfasına oradan yayın akışına, sayfa bozuktu. Opera mı desteklemiyor dedik, Firefox denedik, olmadı IE denedik; yok abi, sayfa bozuk.. Sonra programlar sayfasını bulduk. Orada da yukarıdaki resmi. O kadar. Umuyoruz doğru, umuyoruz yarın.
Siteyi hazırlayan arkadaşı, yayın akışı sayfasının dışında, o grafiği hazırlarken ön planda Karanlıkta Koşanlar yerine Alacakaranlık’tan fotoğraf kullandığı için de ayrıca tebrik ediyorum. Büyük ihtimalle ShowTV’nin sitesinden alıntıdır zaten o fotoğraf da.
Dizi… Uzun uzun yazarım aslında, 10 bölümlük kısa bir şey (maalesef) olmasına rağmen. Ama, bana göre en iyi Türk dizisi olduğunu söylesem yeterli sanırım. Benim dördüncü izleyişim olacak sanırım. Uğur Yücel, Haluk Bilginer, Köksal Engür, Altan Karındaş gibi ustalar… Devin Özgür Çınar, Yiğit Özşener gibi başarılı genç oyuncular… Senaryo Ahmet Ümit’in kitabından yola çıkarak Uğur Yücel ve Ahmet Ümit, yöneten Uğur Yücel… Ne diyebilirim ki, sonra karşıma “ben izlemedim” diye gelmeyin.















