Mitingler ardı ardına patlıyor. Önceden seçime gitmeye bile tenezzül etmeyen halk, siyasete ilgi duymayan gençlik, televizyondaki kadın programlarının ötesine geçemeyen kadınlar, kıraathanelerde bütün gün masaya kağıt vuran dayılar, küçük dertleri içinde debelenen türlü sivil kuruluşlar, öğrencisinden memuruna, işçisinden patronuna herkes, meydanlarda ayaklarını yere vura vura “Buradayız!” dedi. “Cumhuriyet Mitingi” adı altında yapılan bu çağrıların sonucunda ‘yukarıdakilerden’ biri sözlüğü açıp “Cumhuriyet neydi?” diye bakmış olmalı ki, seçim yapılması gerektiği fark edildi.
Bütün bunlar olurken karambolde birinci ve ikinci turu yapıp, üçüncü turda 367 aramadan Cumhurbaşkanı seçme niyetinde olan AKP’nin önüne Anayasa engeli çıktı. İlk denemeler sırasında “adaylıktan çekilmem söz konusu bile değil” diyen Gül, bugün adaylıktan çekileceğini açıkladı. Israrlarını kıran Anayasa Mahkemesi’nin tutumu mu, halkın isyanı mıdır bilinmez ama halk, bu güleryüzlü adayı, kendi halkbaşkanları olarak kabul etmeyeceklerini “Laiklik!” ve “No ABDullah!” diye bağırarak göstermişti. Halk, Erdoğan’ın “Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, bu millet istedikten sonra tabii gidecek” düşüncesindeki milletle pek alakası olmadığını açık ve net olarak gösterdi.
Son iki mitingde oy verebileceği parti arayan halkın ‘gündemi’ partiler ve parti birleşmeleriydi. Bu konuda olumlu bir gelişme DYP ve ANAP’tan geldi.

Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu ortak yaptıkları basın duyurusu ve toplantısında Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi‘nin birleşeceğini, seçime tek parti olarak gireceklerini açıkladılar. “Geçmişin kavgalarını bir yana bırakarak çocuklarımızın geleceği için yepyeni bir başlangıç yapmak” niyetinde olduklarını ve her konuda eşitlik, kapsayıcılık ve bütünleştiricilik anlayışıyla hareket edeceklerini açıkladılar. Seçime Demokrat Parti çatısı altında girmek istediklerini söyleyen genel başkanlar, iktidara gelmeleri halinde “Türkiye’ye bahar gelecek, Türkiye’ye yaz gelecek” diye eklediler. Buradan, seçimi Temmuz’dan da erkene mi almak istiyorlar acaba diye düşünmedim değil. Halbuki diğer partilere yetişebilmek için Temmuz’dan biraz ileriye kaydırmaları işlerine gelecektir.
DYP ve ANAP birleşedursun, YSK 23. Dönem milletvekili seçimine katılabilecek siyasi partileri açıkladı bile. Listede Adalet ve Kalkınma Partisi, Anavatan Partisi, Aydınlık Türkiye Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokratik Toplum Partisi, Doğru Yol Partisi, Emek Partisi, Genç Parti, Hak ve Özgürlükler Partisi, Halkın Yükselişi Partisi, Hürriyet ve Değişim Partisi, İşçi Partisi, Liberal Demokrat Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Saadet Partisi, Sosyaldemokrat Halk Partisi ve Türkiye Komünist Partisi var. Bu kadar çok parti varken, gidip iki partinin eline düşmemiz, öncelikle bütün bu partilerin çoğunun sadece belirli kitlerelere hitap etmesinden ve buna ek olarak seçimlerdeki baraj sınırından kaynaklanıyor. Mecliste bir curcurna olmasını kimse istemez tabi ki ama %10′luk bir baraj, büyük bir kitleyi önce azınlık yerine koyup sonra da onları yoksaymak demektir. Barajın düşürülmesi gündemde olmadığına göre, bu noktada parti birleşmeleri oldukça mantıklı gözüküyor.
Yüksek Seçim Kurulu’nun parti listesini ilan etmesinin ardından Demokrat Parti’nin seçime nasıl gireceği ise tartışma konusu. Bir senaryo şöyle: DYP bir genel kurulda toplanarak partisinin adını, amblemini ve tüzüğünü Demokrat Parti olarak değiştirecek, ertesinde ANAP, Demokrat Parti’ye katılma kararı alacak. Bunun hukuka uygunluğunu teknik olarak nedir bilmiyorum ama en kötü ihtimalde ANAP, DYP çatısı altında girecek gibi gözüküyor. Erkan Mumcu hiçbir fedakarlıktan kaçınmama açıklamasını çiğnemeden yutacak gibi, zira tüm kararlarda iki partinin eşitliği söz konusu olacaksa da, partinin bir genel başkanı olmak zorunda ve bunu Mehmet Ağar’ın üstleneceği açıklandı. Erkan Mumcu bunu dert etmediğini göstermek ve medyanın saldırgan oyunlarını başından engellemek için yaptıkları basın toplantısında Ağar’a, “Sayın Genel Başkanım” diye hitap etti.
Aslında fedakarlık yapan ANAP gibi gözükse de, asıl değişen, “doğru yol”undan dönen DYP. Doğru Yol Partisi ve yeni Demokrat Partisi’nin amblemlerine bakmak yeni partinin profilini çıkartmak için yeterli: At aynı at, sadece yönü değişti. Bir dakika! Bu, sağda gerçekleşen bir birleşme değil miydi? O zaman at neden sola döndü? Soldan gelip sağa mı vuracaklar, yoksa tam tersi mi? Belli değil. Şimdilik sadece, herkes gibi, yüzeysel olarak akıl, vicdan, özgürlük, bağımsızlık, huzur, adalet ve zenginlik siyaseti yapıyor olsalar da, umarım farklı bir şeyle gelirler, umarım at aynı at değildir, umarım sadece AKP’yi çiftelemek için gelmiyorlardır, umarım yine her zamanki aynı şeyler tekrarlanmaz.
Bir dipnot olarak, 1950′de Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinin ardından, 1954′te bir parti laiklikten uzak olduğu gerekçesiyle kapatılmış, 27 Mayıs 1960′ta Türk Silahlı Kuvvetleri yaptığı bir darbeyle hükümeti devirmiş, birçok politikacı idam edilmiş, parti aynı yılda kapanmıştır.





( 3.67/5 puan, 3 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.










