Antimousepad!
  • Belgelik

    Yazılar aylık paketlere göre poşetlenmiştir.
  • İstediğiniz yazıya ulaşmak için arama yapabilirsiniz.
1500 çocuk kardeşini bekliyor! Siz de Kardeşini Seç kampanyasına katılın, sevginizi bağışlayın. Yardım değil, hediye yollayın. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.
ANTIMOUSEPAD

'eleştiri' Kategorisi Arşivi

- En yakın kırtasiye nerede var?
- Panzerin hemen arkasında.

Baktım, hakikaten varmış. Emniyet Müdürlüğü’ne teslim etmem gereken belgeler vardı, ki bana istediğim bir şeyi versinler. Fakat öğle paydosundan henüz dönmüş, karnını doyurmuş ve muhtemelen çayını da içmiş olan saygıdeğer memurum, bütün belgelerinin tam olduğunu daha belgeleri uzatmadan iddia eden beni “sen öyle san” bakışı atarak özel bir dosyadan almaya yolladı. Zira, belgeleri dosyayla teslim etmek gerekiyormuş. Güvenlikten tekrar geçecek olduğum gerçeğine kendimi alıştırarak aşağı indim. Az önce, kolundan tuttuğu taksiciyi ite kaka getirip “bu adam Taksim’in ortasında verdiğim 50 milyon’a sahte diyor!” diye bağırıp çağıran (ki o “adam” deyişinde bir “bu taksici bozuntusu” vurgusu vardı), üstüne üstlük adama “bu taksici” diye hitap ettikten sonra “ben Türkiye Futbol Federasyonu’nun…” diye çirkefleşen yarmayı yatıştıran kapıdaki silahlı memura sordum. Soru tipi enteresan oldu biraz ama olsun. Günlük hayatta oluyor öyle, karşıdakinin anlayacağı türden konuşma mevzusunda işimi garantiye alıp cümle tiplerinde kombinasyon denemeleri yapabiliyorum. Her neyse, girdim kırtasiyeye, bizim özel dosya bildiğin şu genelde kızların kullandığı renkli yarı saydam plastik dosyadanmış meğerse, ama mavi, emniyet ya. Aldım, döndüm tekrar. Uzattım, belgeleri de… Baktı, baktı, baktı; tek tek… Sonra bir an ağzında geveleyerek bunların neden zımbalanmış olduğunu sorguladı, yorum yapmadım, zımbayı sökmek yerine yırta yırta baktı, baktı, yine… Sonunda tatmin oldu. Ücretini, imzasını aldı ve bombayı patlattı: Çarşamba gelin.

İşin başka güzel yani, belgeleri toplama ve ödeme işlerini 2006′da yapıp, 2007 başında bu arkadaşlara gittiğimde “Gidin vergi dairesine aradaki vergi farkını ödeyin” denmişti. O da çok başarılı… Hani bedel değişmiş, eyvallah; o vatandaştan onu almayı kural koşmuşsunuz, ona da peki de; orada al be, vergi dairesine neden gidiyorum. Ama sonuçta tamam, bu mevzular artık klasik, alıştık, alıştırdılar. 40 kapı gezmeyi ve çoğu kapıda “bugün git yarın gel” cümlesiyle karşılaşmayı kimse yadırgamıyor artık. İşte bu da yeni herhalde, ya da vardı ben duymamıştım. Dosyasıyla götürüyoruz ki, direkt rafa koysunlar.

Hayır, ben bunun sonunu merak ediyorum. “Getirdiğiniz dosyalarla bu dolap doldu. Yeni dolabın talihlisi sizsiniz, belgelerinizi kabul etmemiz için dosyanın yanında dolap da getirin”, “biz bu binaya sığamadık” vesaire… Nereye kadar?

Bilgisayar? Teknoloji? Hebe?

Ayrıca dosya yani, ufak bir ihaleleyle… Nedir ki?

Yeter…

Dip dilek: Artık gerekli belgelere sahip olduğuma göre, Bugatti Veyron 16.4 hediye etmek isteyen arkadaşların taleplerini geri çevirmeyeceğim. Renk seçimi konusunda önceden danışılması rica olunur.

Bu yazı blockedmind tarafından, 29 January 2007 tarihinde, takriben 17:31'de sadece bir fikir, eleştiri kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar 5 yorum yapılmış. Bu yazıya siz de yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 4.5/5 puan, 2 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl

Marks & Spencer‘ın son Çocuk Giyim reklam filmini izlediniz mi? Çok güzel, çok başarılı.. Tam 12′den vuruyor bence, hedef kitleyi etkiliyor.

Reklamda sadece çocukları görüyoruz, şehir çocuklara ait, tam bir çocuk dünyası. Reklamda gördüğümüz tek iki yetişkin, tramvayda ve trafikte çocuklara yardımcı oluyor. Burada bilinçaltına yetişkinlerin yardımcı ve yönlendirici rolü aşılanırken, çocukların da yetişkin bir birey gibi hissetmesi sağlanıyor. Kızlar modelmiş gibi davranıyor, oğlanlar sokakta duvara yaslanıp, karizmatik bakışlar atıyor. Arkadaşlarıyla eğleniyor, şehirde geziyorlar. Sanat yönetmenleri renkli balonlar gibi önemli detaylarla da reklamı güçlendirmiş. Çocukları etkilediği kesin. Arka planda çalan The Monkees Theme parçası da bir reklam müziği olarak başarılı bir seçim olduğu gibi “Bizler yeni jenerasyonuz ve bizim söyleyeceklerimiz var” sözleriyle de reklamla bütünlük sağlıyor.

Ama bu yaş grubuna yönelik bir ürünü tanıtıyorsanız, çocukları etkilemek tabi ki yeterli değil. Ebeveynlere de çocuklarının hem şık görünüp, hem de elbiseleriyle rahat edip, istedikleri gibi hareket edebilecekleri mesajı vererek reklamın amacına ulaşması sağlanıyor.

Marks & Spencer bu tarzda reklamlara devam ederek, çocuk giyiminde daha iyi bir konuma sahip olup, onu koruyabilir diye düşünüyorum.

İzlemek isteyenler şu sayfadan reklam filmine ulaşabilir.

Bu yazı blockedmind tarafından, 13 January 2007 tarihinde, takriben 14:26'de pazarlama, eleştiri kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar hiç yorum yapılmamış. Bu yazıya siz de yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 4/5 puan, 1 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl
  • Köprüyü geçen Amerika, dayıya ayı dedi. Saddam asılıyor..
  • Ayşe son tatiline çıktı. Bülent Ecevit öldü. “Bu Düzen Değişmelidir” diyen Ecevit düzeni ne kadar değiştirdi tartışılır ama, biraz da düzüleni değiştirsek diyorum ben.
  • Çin’de idam kararları artık daha ciddiye alınacakmış. “.. ülkedeki en ilginç yanlış idam kararı ise 1980’lerde işlenen bir cinayetle ilgili. Cinayet nedeniyle bir kişinin idam edilmesinden 16 yıl sonra öldürüldüğü söylenen kadının aslında hayatta olduğu ortaya çıkmıştı.” Ohanzi!
  • Castro dediğin öyle hemen ölmez. Adam dağ bayır geziyormuş işte.
  • Moskova İran kararına karşıymış. Bu, ABD’den sonra en büyük nükleer denizaltı filosuna sahip olan bir ülke için normal bir davranış değil midir? Adamlar diğer yanda balistik füze deniyormuş sonuçta.
  • AB komisyonu 8 Kasım’da Türkiye’nin ilerleme raporunu açıklayacak.

Aklınıza takılan bir şey olursa Cem Uzan cevap veriyormuş. Soru gönderim formu da şurada hatta. Çalıştığı yerlerden sorun ama, Motorola falan. Önünü açın bir de..

Bu yazı blockedmind tarafından, 6 November 2006 tarihinde, takriben 01:43'de politika, haber, eleştiri kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar 1 yorum yapılmış. Bu yazıya siz de yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 5/5 puan, 1 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl

adobeLIVE06‘da bulunduk. Bütün hafta uykusuz kalmış olmamıza rağmen, yılmadık, sabahın köründe yollara döküldük. Gittik, Kuruçeşme Divan’ı bulduk. Girişte,

  • Etkinliğe katılmak için internet üzerinden kayıt yaptırdıktan sonra, işi iyice ciddiye alıp telefon açarak kaydımızı onaylatmalarına rağmen, yoldan geçen herhangi biri elini kolunu sallaya sallaya içeri girebilir, kahvaltı edebilir, etkinliğe katılabilirdi.
  • Kahvaltı pek cezbetmedi ama bir meyve suyu içelim dedik, içtiğimiz Tang-vari şeyde su molekülü başına düşen Tang taneciği oranı “ara ki bulasın” seviyelerinde olduğu için midemiz bir hoş oldu.
  • Ek olarak, ofisten birini onaylatma için telefonla arayıp, aynı yer olduğu için benim katılma durumumu da ona sorduktan sonra, yine de beni arayıp, üstüne bir de yarım saat önce benim adıma da onay vermiş kişinin katılıp katılmayacağını sordular, o da ayrı mevzu.

Her neyse.. Zamanı gelince Kristal Çadır‘a alındık. Bu romantik ortamda, Adobe’in tarihçesine giriştiler, PhotoShop’un aslında Adobe’ın kurucular tarafından yapılmadığını, kuruculardan birinin eşinin fotoğrafla çok ilgili olması üzerine satın alındığı ve geliştirildiğinden falan bahsettiler. Sunum başladı,

  • Fakat, etkinlik ortamı olarak çadır seçersen ve sunum perdesini en dibe koyarsan, doğal olarak perdeyi fazla yükseğe koyamazsın, haliyle en önde oturanlar dışında kimse bir şey göremez. Durumu benim kısa oluşuma da veremiyorum, zira yanımdaki kapı kadar adam için de bir şey fark etmedi. Oturma alanının arkasında boşluk vardı, düzgün bir planlama yapılmış olsaydı, perde biraz daha yukarıda olabilirdi.
  • Adobe Türkiye yetkilisi Bilkom, ki aynı zamanda Apple yetkilisidir, girişte Apple ürünlerini tanıtmasına rağmen, sunum Windows kurulu bir makinada yapıldı, arada PowerPoint azizliği yaşandı.
  • Tanıtım broşürü “Web ve Masaüstü Yayıncılık Profesyonelleri!” diye başlayan etkinlikte, gelenlerin bahsedilen yazılımlarla hiç alakası yokmuş gibi bir anlatım tercih edildi. Buradan yeni dosya açıyoruz, bakın ne kadar basit…
  • Studio8 tanıtımı ile görevlendirilmiş hanımefendi, aradaki durakmalarında sürekli “eeeee..” deyip, beni durdurulamaz gülmelere sevk etti.

Haliyle 10:00′da başlamış etkinliğin 11:20’sindeki “ara”sında daha fazla dayanamayacağıma ve hemen ardından anlatılacak, tüm programda en çok ilgimi çeken, Flex 2 ve Web 2.0 ile alakalı kısmı dinleyip kaçmaya karar verdim. Web 2.0 ile ilgili bir şey anlatıldı mı emin değilim ama Flex, daha önce çeşitli kurumlarla hazırlanmış uygulamar örnek seçilerek, ne konularda nasıl kullanılabileceği yönünde güzelce anlatıldı.

Flash Player’ın tüm internet kullanıcılarının %98′inde olduğundan bahsedilerek, Flex ve Flash ile hazırlanmış uygulamaların tüm tarayıcılarda sorunsuz çalışacağından bahsedildi. Onun yerine Dreamweaver‘ın geçerlilik yeteneğinin bunu sağlıyor olabilmesi, eminim çok daha etkili olurdu.

Sonuç itibariyle uzun zamandır planladığım üzere bir ColdFusion denemesi yapmaya ve Flex‘in gücünden faydalanmaya karar verdim. Adobe gibi bir yazılım devinin tüm gelirinin %25′ini AR-GE’ye ayırıyor olmasına rağmen, yine de Macromedia’yı satın alma gereksinimi duyması beni değişik düşüncelere yöneltti. Bu kadar kötü bir etkinliğe imza atmış olmalarına rağmen, girişte verilen katalogun hem ön hem arka kapağına logolarını koymaktan çekinmeyen Koç ailesine buradan tebriklerimi iletmeyi borç bilirim.

Seneye gider miyim bilmiyorum, en azından okul döneminde verdikleri not defteri ve kalem belki bir işe yarar.

Bu yazı blockedmind tarafından, 24 September 2006 tarihinde, takriben 15:10'de eleştiri kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar 1 yorum yapılmış. Bu yazıya siz de yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 5/5 puan, 2 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl

CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı 5-10 Eylül tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi‘nde.

SABAH da Cebit’teymiş..

SABAH’ın birinci sayfasının kendilerine özel hazırlanmasını isteyen okurlar fuar girişinde yer alan standa gelerek fotoğraflarını çektirecek ve kişiye özel hazırlanan gazetelerini yine 8. holde yer alan standdan alabilecekler.

.. demişler ki, ilk gün fotoğraf çektiren insanlar, fotomontaj yoluyla el sıkışmış başbakan ile gazetenin ilk sayfasında. Bir gazete, neden fotomontaj konusunda hatırda kalıcı aktiviteler yapar ki? Üstelik bunu kişi fark etmez biz her türlü yapabiliyoruz dercesine yapar? Nasıl bir mesaj verilmektedir? Bir sahtekarlık konusunda kendini kanıtlama çabası mı? Hem, herkesi manşete koyabilmek ne demek? “İşimize, çıkarımıza göre haber yaparız, çok güzel nabza göre şerbet veririz, basın ahlakımız budur” mu denmek isteniyor?

Ha, “biz her bireye değer veriyoruz, ona özel bir gazete hazırlamak istiyoruz” derdindeyse bu gazete, neden kişinin ilgi alanlarını öğrenip, sadece onları içeren bir gazete basılmıyor 8. holde?

Bu yazı blockedmind tarafından, 6 September 2006 tarihinde, takriben 23:05'de sadece bir fikir, medya, eleştiri kategorileri altında yazılmış. Şimdiye kadar hiç yorum yapılmamış. Bu yazıya siz de yorum yazabilir, önceki yorumları okuyabilir veya e-posta ile gönderebilirsiniz.
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan ( 4/5 puan, 1 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
Loading ... Loading ...
StumbleUpon Technorati del.icio.us Digg Slashdot Netvouz DZone Furl Reddit Spurl
 
müesseseden...
değişken tavsiyeler last.fm haftalık
Last.fm Haftalık Müzik Listesi

bağlantılar kayırdırak
araçlar
ANTIMOUSEPAD by blockedmind