- En yakın kırtasiye nerede var?
- Panzerin hemen arkasında.
Baktım, hakikaten varmış. Emniyet Müdürlüğü’ne teslim etmem gereken belgeler vardı, ki bana istediğim bir şeyi versinler. Fakat öğle paydosundan henüz dönmüş, karnını doyurmuş ve muhtemelen çayını da içmiş olan saygıdeğer memurum, bütün belgelerinin tam olduğunu daha belgeleri uzatmadan iddia eden beni “sen öyle san” bakışı atarak özel bir dosyadan almaya yolladı. Zira, belgeleri dosyayla teslim etmek gerekiyormuş. Güvenlikten tekrar geçecek olduğum gerçeğine kendimi alıştırarak aşağı indim. Az önce, kolundan tuttuğu taksiciyi ite kaka getirip “bu adam Taksim’in ortasında verdiğim 50 milyon’a sahte diyor!” diye bağırıp çağıran (ki o “adam” deyişinde bir “bu taksici bozuntusu” vurgusu vardı), üstüne üstlük adama “bu taksici” diye hitap ettikten sonra “ben Türkiye Futbol Federasyonu’nun…” diye çirkefleşen yarmayı yatıştıran kapıdaki silahlı memura sordum. Soru tipi enteresan oldu biraz ama olsun. Günlük hayatta oluyor öyle, karşıdakinin anlayacağı türden konuşma mevzusunda işimi garantiye alıp cümle tiplerinde kombinasyon denemeleri yapabiliyorum. Her neyse, girdim kırtasiyeye, bizim özel dosya bildiğin şu genelde kızların kullandığı renkli yarı saydam plastik dosyadanmış meğerse, ama mavi, emniyet ya. Aldım, döndüm tekrar. Uzattım, belgeleri de… Baktı, baktı, baktı; tek tek… Sonra bir an ağzında geveleyerek bunların neden zımbalanmış olduğunu sorguladı, yorum yapmadım, zımbayı sökmek yerine yırta yırta baktı, baktı, yine… Sonunda tatmin oldu. Ücretini, imzasını aldı ve bombayı patlattı: Çarşamba gelin.
İşin başka güzel yani, belgeleri toplama ve ödeme işlerini 2006′da yapıp, 2007 başında bu arkadaşlara gittiğimde “Gidin vergi dairesine aradaki vergi farkını ödeyin” denmişti. O da çok başarılı… Hani bedel değişmiş, eyvallah; o vatandaştan onu almayı kural koşmuşsunuz, ona da peki de; orada al be, vergi dairesine neden gidiyorum. Ama sonuçta tamam, bu mevzular artık klasik, alıştık, alıştırdılar. 40 kapı gezmeyi ve çoğu kapıda “bugün git yarın gel” cümlesiyle karşılaşmayı kimse yadırgamıyor artık. İşte bu da yeni herhalde, ya da vardı ben duymamıştım. Dosyasıyla götürüyoruz ki, direkt rafa koysunlar.
Hayır, ben bunun sonunu merak ediyorum. “Getirdiğiniz dosyalarla bu dolap doldu. Yeni dolabın talihlisi sizsiniz, belgelerinizi kabul etmemiz için dosyanın yanında dolap da getirin”, “biz bu binaya sığamadık” vesaire… Nereye kadar?
Bilgisayar? Teknoloji? Hebe?
Ayrıca dosya yani, ufak bir ihaleleyle… Nedir ki?
Yeter…
Dip dilek: Artık gerekli belgelere sahip olduğuma göre, Bugatti Veyron 16.4 hediye etmek isteyen arkadaşların taleplerini geri çevirmeyeceğim. Renk seçimi konusunda önceden danışılması rica olunur.



sonraki sayfa
önceki sayfa
( 4.5/5 puan, 2 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.









( 4/5 puan, 1 oy) Puan vermek için yıldızları kullanabilirsiniz.
