Tasarım konusunda en çok eleştirdiğim ürünlerden birisi sürahilerdir. Amaç, suyu sıcak havada serin tutmaktan öteye geçtiğinden beri; toprak, cam, metal, plastik.. neden yapılırsa yapılsın bir nokta hep atlanıyor: Kullanışlılık. Suyun basitliğinden ve saflığından hiç mi örnek alınmıyor anlamıyorum. Ne kadar temel bir ihtiyaç olduğu bu kadar ortadayken, neden sürahiler süslü aksesuarlara dönüşüyor? Çoğu kocaman ve ağır cam kütleleri… Öyle ki, bardağı tepesinden daldırıp bir çırpıda dolduracak kadar da genişler… Sürahinin yapılış amacına ters. Bir ürün ki, kesinlikle tek bir insanın icadı olduğunu düşünmüyorum, gereksinimler yüzünden dünyanın farklı bölgelerinde kendiliğinden ortaya çıkmıştır kesin, değişen dünyayla birlikte kendini boyalı gereksinimler listesinde kaybetmiş. Her şeyden önce hafif, içindeki suyu zaptedecek dengede ağır olmalı. Büyük olmamalı, birkaç bardak kapasitesine ulaşması yeterli; bidon pompasınını daha az kullanmak için, 5 kilo dolu sürahiyle kas geliştirmenin bir manası yok. Mümkünse kapaklı olmalı, otomatik ya da tek elle açılabilir. Tercihen saydam, ışığın kırılması gibi aldanmalara müsade etmeyecek cinsten ve yaz ayları için duzbolabı atmosferine uyumlu…
Gecenin oturup bir sürahi üzerine saatlerce düşünmeye müsait bir zamanı olmasından değil, odamda bardağı üstüne kapatılan eski bir sürahinin eksikliğini hissettiğim için yazdım, unutmayayım da alayım bir tane diye, belki birileri de almak ister diye…
İnsanlık hala “su zeki, biz daha zekiyiz, ehe” diye sidik yarışında da olsa, suya doğuştan bağımlıyız işte. O yüzden sürahilerimiz daha güzel olsa, küresel küresel ısındıkça kana doya içsek söyle ne güzel olur. Web 2.0 modasının sürahilere de sıçraması dileklerimle…















